![]() | ||||||||||
| ||||||||||
| ||||||||||
HABER ARAEN ÇOK OKUNANLAR |
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu Festivale katıldı
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu Festivale katıldı İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Geçmişten günümüze günümüzden de geleceği köprüler oluşturur. Kültür köprüleri oluşturur. Bu festivallerde hem yaşanan görenin sorunları konuşulur. Hem de o kentin vizyonuyla ilgili görüş alışverişinde bulunulur. MUT bunu hakkıyla yaptı. Öncelikle şunu söylemek istiyorum. Türkiye'de birçok şey kötüye gidiyor. Birçok şey tartışmalı hale getirilmek istemiyor. Belediye Başkanımız Sayın Mehmet Murat Orhan Bey ya bir de güzel şey yapalım diye anladığım kadarıyla bu güzel festivali üst üste aynı güzellikte tertip etmeye çalışıyor. Kendisine huzurunuzda teşekkür ediyorum. Her şeyin kötü gittiği Türkiye'de güzelliklere imza attığı için de Murat kardeşimi gönülden kucaklıyorum. Allah kendisinden razı olsun. Ben bu kabil toplantılarda siyaset konuşmam ama siyasetin gündemi artık vatandaşın duygularını tırmalamaya başladığı için de üç beş kelam sarf etmeden geçemem. Bazen de sizden önce konuşma yapanlar birbirlerine hani Musa Hocam gayet iyi bilir. Ayak verirler. Iki üç kelamda sizin sarf etmenize fırsat tanırlar. Cumhuriyet Halk Partisi içerisinde yaşanan meseleden bahsetti Büyükşehir Belediye Başkanımız. Ve benim o gün takılmış olduğum tavırdan ötürü de şahsıma ve partime teşekkür etti. Öncelikle şunun cevabını vereyim. Ben hukuktan yana adaletten yana demokrasiden yana biriyim. Ben benden bekleneni yaptım. Tarihin üzerime yüklediği sorumluluğun da icabını yerine getirdim. Böyle bilinmesini istiyorum. Benden beklenen oydu. Benden beklenen oydu ve ben onun gereğini yerine getirdim. Şimdi bakın burada mutlu konuşuyoruz. Vatandaşın konuşulması gereken onca derdi varken siyasetçi vatandaşın derdini konuşmakla mükellefken vatandaş siyasetin sorunlarını konuşmaya başladı. Maalesef bunu üzülerek söylüyorum. Bir kişinin emri hak vaki oluncaya kadar makamında kalmasının önünü açmak üzere atılmış adımlar hem hukuk nizamını hem demokrasiyi hem de adalet anlayışımızı zedeliyor. Bir toplumda şayet adalet duygusu zedelenirse zedelenmemiş hiçbir müessese kalmamış demektir. Adaletin olmadığı yerde hiçbir şey olmaz. Adaletin olmadığı yerde demokrasiyi tam ve kamil şekilde yaşatamazsınız. İki bin on yedi yılından itibaren hep aynı şeyleri söylüyoruz. Bu sistem Türkiye'yi her geçen gün onulmayacak bir biçimde sıkıntıya sokacak ve tek adamlığa doğru evrilecektir. Bu uyarıyı iki bin on yediden itibaren yapmamıza rağmen görünen ve anlaşılan odur ki bu ifadelerimizden ders çıkarmayanlar ısrarlarını sürdürmeye devam edecekler. Bakın ben Toros yaylalarının eteğinde konuşuyorum. Herkes Toros'lardaki kıl çadırların hikmetine vurgu yaptı. Buradan söylüyorum. Bu milletin birliğini, bu vatanın bütünlüğünü, demokrasiyi, hukuku, adaleti size çiğnetmeyeceğiz. Çünkü Toros dağlarında kıl çadırlardan hala duman tutmaya devam ediyor. Bunu tarihi bir sorumlulukla yerine getireceğiz. Siyaseten istifade edilebilecek alanlar bulduk diye o alanları doldurmaya çalışan bir siyasi üslubun mümessili olmayacağız. Farklı fikirlerden olan insanların fikri ayrılıklarını derinleştirerek bundan siyaseten nemalanmaya kalkışmayacağız. Hepimiz aynı gemideyiz diye nutuk atar dururuz. Hepimiz aynı gemideyiz. Elhak doğrudur. Ama unutmayın aynı denizdeyiz ve deniz Türk milletidir. Deniz Türk vatanıdır. Deniz Türk bayrağıdır değerli mutlular. Birliğimize, beraberliğimize manevi kıymet hükümlerimize sahip çıkmak mecburiyetindeyiz. Demokrasiyi değerler üzerine inşa edilen bir rejim olarak tanımlamak, anlamak, kavramak ve yorumlamak mecburiyetindeyiz. Fikri ayrılıklar, farklı partilerden olmak, farklı partilerin kendi arasında oluşturduğu rekabet alanından yararlanmak arzusu taşınabilir. Siyasi partiler birbirlerinin düşmanı değildir. Siyasi partiler birbirlerinin rakibidir. Ve o rekabet milletin iradesine müracaat edilerek sonuçlandırılır. Yani rekabetin sonuçlandırılacağı yer milletin iradesini içine koyacağı seçim sandığı olmalıdır. Türk siyaseti üzerindeki yargı vesayetini asla ve kata kabul etmiyorum. Her yerde de bunu söylüyorum. Bir kişiyi yerinde tutmak için anayasanın çiğnenmesini hukukun çiğnenmesini demokrasinin ve millet iradesinin ayaklar altına alınmasını asla ve kata kabul edebilmek mümkün değildir. Demokrasinin namusu namuslu ve faziletli siyasetçilerin sayesinde değer kazanır. Aksi takdirde her şeyi kendinize uydurarak bir gelecek planı yapmak suretiyle kendinizi kurtarmaya yönelik adımları atmaya kalkar ve felakete doğru sürüklenmesine rıza gösterirseniz millet buna asla ve kata müsaade etmez. Türkiye çok çalkantılı dönemlerde yaşamıştır geçmişte. Darbeler görmüştür. Darbe nitelikli muhtıralar görmüştür. Darbenin her çeşidine dahil elektroniği vesaire çeşit çeşit müdahalelerin muhatabı olmuştur. Ama Türkiye her çalkantının içinden çıkmaya muktedir. Bir demokrasi birikiminin de aynı zamanda sahibidir. Bu şartlara bakarak her şeyi istediğimiz gibi yaparız diye düşünenler varsa buradan onlara sesleniyorum. Yolunuzu ve yönteminizi doğru biçimde belirleyin. Mahkemelerin farklı bir bakış açısıyla Türk demokrasisine müdahale edebilecek hakta gördük kendilerini o hakta görmeleri son derece tehlikeli farklı sıkıntıları da beraberinde getirecek bir durumdur. Bakın her şeyi yargı üzerinden yapmaya kalkarsanız o zaman milletin iradesini ve geride bıraktığımız asırların birikimini de yok saymış bir kişinin iki dudağının arasından çıkacak lafa teslim olmuş olursunuz. Türk milleti böyle ham ve hımbıl bir millet değildir. Herkes bunu böyle bilmek zorundadır. Mahkeme kararlarının tarih içinde nasıl değerlendirildiğini düşünün. Bakanların ve başbakanın asıldığı altmış ihtilalinden sonra kurulan yassı adam mahkemelerinde alınmış olan kararlarla mahkeme kararıydı. Millet bugün kabul ediyor mu bu kararları? Bin dokuz yüz yetmiş bir senesinden sonra kurulmuş olağanüstü dönemin mahkemelerinin aldığı kararlar gençlerin idamına vesile oldu. Ama üzerinden geçen zaman içerisinde o kararlarla mahkeme kararları olmasına rağmen eleştiriliyor. Millet o gün alınmış kararları bugün adil mahkeme kararları diye kabul ediyor mu? Edebiliyor mu? Asla etmiyor. Recep Tayyip Erdoğan'a bir şiir okudu diye ceza verilen de mahkemeden çıkmış bir karardı. O karar da mahkemeden çıkmıştı. O karar mahkemeden haksız ve hukuksuz bir biçimde çıktığı için muhtar bile olamaz dedikleri Recep Tayyip Erdoğan yirmi dört seneden beri bu memleketi yönetiyor. Cumhuriyetimiz yüz yıllık çeyrek asırdır Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarı ve Recep Tayyip Erdoğan tarafından yönetiliyoruz. Iyi olan ne varsa eğer ondan sayacaksak kötü olan ne varsa da onun sorumlusu olarak Recep Tayyip Erdoğan'ı göreceğiz. Eğer gençlerimiz geleceklerinden umutsuz varsa eğer çiftçimiz toprağa düşürdüğü terin karşılığını alamıyorsa eğer sanayicimiz finansmana erişemediği ve kendini garantide görmediği için yatırım yapamıyorsa eğer bir memlekette açlık sınırı otuz beş bin liranın üstüne çıkmış yoksulluk sınırı yüz on beş bin liraya ulaşmışken emekli maaşı en düşük emekli maaşı şayet yirmi bin liraysa bunun da sorumlusu Recep Tayyip Erdoğan ve Adalete Kalkınma Partisi iktidarıdır. Bu millet alkışlamayı da bilir. Artık dönemin bitti kenara çekil demeyi de bilir. Bakın bunu bütün samimiyetimle söylüyorum. Bunu bu ifadeleri siyasi bir menfaat temin etmiş olmak için konuşmuyorum. Ben bunları bu milletin gerçeği olduğu için ifade etmeye gayret sarf Tükenmişlik, yıkılmışlık, bezginlik artık bu ülkeyi yönetenlerin mücdarip olduğu bir hastalık olarak kendini ortaya çıkarıyor. Milleti bezmiş, milleti bıkmış, milleti çaresizmiş gibi göstermeye hiç kaf kimsenin aklı yoktur. Türk yaşadıklarına katlanmaya mecbur ve mahkum değildir. Türk milleti her türlü zorluğun üzerinden gelebilecek her engeli aşabilecek her tuzağı bozabilecek kudrette büyük bir millettir. Öncelikle bu kabul edilmek mecburiyetindedir. Olup bitenleri başka reşetelere bağlamaya da kalkıştıklarına şahit oluyorsunuz. Size söylüyorum. Biz varız diyorum. Biz derken sadece şahsımı ve partimi kastetmiyorum. Sizlere inanarak sizlere güvenerek demokrasi kültürümüzün ne olduğunu bilip idrak ederek bunlara söylüyorum. Sandıkta alkışlayarak getirdiklerini yine alkışlayarak uğurlayan milli bir ferasete sahip olduğumuzu ifade etmek için söylüyorum. Zor günlerde kurulmuş hükümetlerde rahmetlik Süleyman Demirel gibi bir kişiyi altı defa götürüp gönderip yedi defa getiren iradeyi sandıkta yaşama geçirebilme kudretine sahip olduğumuzu bildiğim için söylüyorum. Parti, dernek, efendim fırkı ayrımına bakmıyorum. Türk milletini bir ve bütün olarak görüyorum. O sebeple söylediğim her kelamı attığım her adımı milletim için attığımı da buradan tekrar ediyorum. Millet hiç kimseye özellikle tek adamlığı kendisine şihan edilmiş insanlara kendini teslim etmeyecektir. Millet iradesini ortaya koyacak, getirdiği bu iktidarı sebep olduğu kötülükler yüzünden geldiği gibi geri gönderecektir ve bunu da inşallah sandıkta gerçekleştirecektir. Bu inanç ve düşünceyle her zaman hakkın, hukukun, adaletin, eşitliğin ve kardeşliğin yanında durma iradesini sergileyeceğimden emin olmanızı istiyorum. Bununla da yetinmiyorum. Bunun için Allah yukarıda şahit siz de buradasınız. Ömrümün son anına son nefesime kadar mücadele edeceğimi, hukuk diyeceğimi, adalet diyeceğimi, hürriyet diyeceğimi ve demokrasi diyeceğimi haykırıyorum. Saygılarımı sunuyorum. Bütün katılımcılara en işten dileklerimle teşekkür ediyorum.
Bu haber 184 defa okunmuştur.
|
|
||||||||
|
Altyapı: MyDesign Haber Sistemi |
||||||||||