Mut Son Dakika
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

HABER ARA


Gelişmiş Arama

FUTBOLUN TOPLUM ÜZERİNDEKİ DERİN ETKİLERİ

MEHMET ÜNLÜ

13 Nisan 2026, 11:56

MEHMET ÜNLÜ

FUTBOLUN TOPLUM ÜZERİNDEKİ DERİN ETKİLERİ Futbol sahada oynanır gibi görünür ama aslında tribünlerde yaşanır. Topun peşinde koşan sadece futbolcular değildir; umutlar, beklentiler ve duygular da o sahada dolaşır. Seyirci, bu oyunun görünmeyen ama en güçlü parçasıdır. Bir futbol seyircisi, sadece maç izlemeye gelmez. O tribüne bir kimlikle gelir. Renklerle, marşlarla, tezahüratlarla kendini ifade eder. Tuttuğu takım, zamanla onun bir parçası haline gelir. Kazanmak sevinci büyütür, kaybetmek ise yalnızca bir maçın değil, duyguların da ağırlığını hissettirir. Tribünler aynı zamanda bir buluşma alanıdır. Farklı hayatlar, farklı düşünceler aynı anda aynı heyecanın etrafında birleşir. Yan yana oturan insanlar, belki de hayatlarının başka hiçbir alanında karşılaşmayacakları bir ortak duyguyu paylaşır. Futbol, bu yönüyle insanları bir araya getiren nadir alanlardan biridir. Öte yandan futbol, bir kaçış kapısıdır. Günlük hayatın yükü, stresi ve karmaşası içinde insanlar kısa bir süreliğine de olsa başka bir dünyaya geçer. Maçın başlama düdüğüyle birlikte gündelik kaygılar geri planda kalır, yerini heyecan ve beklenti alır. Taraftar, tuttuğu takımla aidiyet hisseder kazanınca sevinir, kaybedince üzülür .Takım, bir kimlik gibi görülür. Futbol seyircisi sadece maç izlemek için değil; aidiyet, heyecan, sosyalleşme ve duygusal boşalma için tribündedir. Farklı etnik köken, mezhep ya da sınıftan insanlar aynı takım için sevinip üzülür. Bu, “biz” duygusunu güçlendirir.Milli duyguları yükseltir.Özellikle milli takım maçlarında insanlar günlük sorunlarını unutup aynı heyecan etrafında birleşir. Toplumun bu kadar geniş bir kısmı tarafından benimsenen ,sevilen,zaman ayrılan futbol bazı bilimsel çalışmalara göre , "halkı birleştiren bir güç mü, yoksa oyalayan bir araç mı?" sorusunu da akla getiriyor.. "Frankfurt Okulu'nun ünlü düşünürü Theodor Adorno, spor ile ideoloji arasındaki aşikâr bağa birçok kez değinmiştir. Adorno, diğer popüler kültür ögelerinden biri olarak gördüğü sporu, kapitalist sistemin toplumda yarattığı eşitsizliği destekleyen, eleştirel düşünceyi engelleyen bir aktivite olarak nitelendirir. Adorno'nun eleştirisi iki temel bileşenden oluşur: Oyuncular arasındaki rekabet ve spor gösterisinin seyirciler tarafından tüketimi.Zira Adorno’nun dediğine göre; "spor bir oyun değil, ram olanın kendi boyun eğişini kutladığı bir ayindir." (1982) Hakkı Yüksel'e göre;"Futbol, tıpkı Dionysos törenlerinde olduğu gibi bir “kontrol altındaki isyan”dır. "Taraftar, ruhundaki sıkışmayı, damarlarında dolanan irini bağırarak, küfrederek, durmadan zıplayarak, bazen “Yönetim istifa!” diyerek atmaya çalışır. Bitiş düdüğü çaldıktan sonra rahatlamış, sinirleri alınmış bir şekilde evine yürüyecektir aslında." Gelişmekte olan ülkelerde futbol sadece bir oyun değildir. Bir topun peşinden koşan yirmi iki adamın hikâyesi gibi görünür ama aslında o sahada bir milletin duyguları, öfkesi, umudu ve çaresizliği dolaşır. Eğer futbol; gençleri kötü alışkanlıklardan uzaklaştırıyor, toplumsal dayanışmayı artırıyor ve ortak bir bilinç oluşturuyorsa, evet, birleştiricidir. Ama eğer futbol; gerçek sorunların üzerini örten bir perdeye dönüşüyorsa, o zaman sadece bir kaçış kapısıdır. Terry Eagleton'ın 2010 Dünya Kupası sırasında The Guardian'a yazdığı yazısında, "Kitlelerin afyonu, artık futboldur. " der. Futbolun, insanların günlük dertlerini, ekonomik sıkıntılarını veya siyasi olayları unutmalarını sağlayan bir "kafa bulma" aracı olduğu savunulur. Egemen güçlerin, kitlelerin enerjisini zararsız bir alana yönlendirerek radikal değişim taleplerini engellediği iddia edilir. Futbolun spor olmaktan çıkıp, milyarlarca dolarlık bir sektör haline geldiği ve bu yönüyle kapitalist sistemin bir parçası olarak toplumu manipüle ettiği vurgulanır. Bazen takıma bağlılığın, toplumsal değerlerin üzerinde tutularak, rasyonel düşünmeyi engellediği ifade edilir. Ünlü sosyolok Ali Şeriati'ye göre:"Bir ülkede tribünlerden gelen sesler,savaşlarda ölen mazlumların sesini bastırıyorsa,futbol afyondur" der.. Bugün sokakta top oynayan çocukla, statta bağıran taraftar arasında görünmeyen bir bağ var. O bağ, bir ülkenin geleceğini ya inşa eder ya da sadece oyalayıp geçer. Futbolda şike ve bahis gibi manipülasyonlar milyonların duygusunu,heyecanını hatta kimliğini yok eder..Adaleti güveni sarsar..Gençlere kötü örnek olur.Son yaşanılan olayların önlenmesi sadece kurallarla olmaz.Vicdan ve kültür de gerekir.Atatürk;"Ben sporcunun zeki,çevik aynı zamanda ahlaklısını severim" diyerek bu konuya dikkat çekmiştir. Futbol,gençlerin kötü alışkanlıklarından kurtarmak için bir araçtır ama doğru kullanılırsa bir hayat okuluna dönüşür.Sahada öğrenilen disiplin,saygı ve mücadele ruhu,hayatın her alanına yansır.... Mehmet ÜNLÜ Nisan 2026

Bu haber 2 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

ANKET

MUT ÜRÜNLERİ YETERİNCE TANITILIYORMU




Tüm Anketler

FUTBOLUN TOPLUM ÜZERİNDEKİ DERİN ETKİLERİ13 Nisan 2026


RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi