Mut Son Dakika
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

HABER ARA


Gelişmiş Arama

YERELDE OLUP BİTENLER HALKIN MENFAATİNE OLMALIDIR

MEHMET ÜNLÜ

03 Mayıs 2026, 13:14

MEHMET ÜNLÜ

YERELDE OLUP BİTENLER HALKIN MENFAATİNE OLMALIDIR Bir toplumun gerçek gücü, merkezde alınan büyük kararlardan çok, yerelde yapılan küçük ama etkili işlerle ölçülür. Çünkü hayat, başkentlerin koridorlarında değil; mahalle aralarında, köy meydanlarında, ilçe sokaklarında akmaktadır. Bu yüzden yerelde olup biten her şey, doğrudan halkın menfaatine hizmet etmek zorundadır. Yerel yönetimler; vatandaşa en yakın olan, onun derdini en hızlı duyan ve çözümü en kısa sürede üretebilecek mekanizmalardır. Sivil Toplum Örgütlerini,Yerel Basını,Oda temsilcilerini,Muhtarlıkları,Eğitim camiasını,Cami İmamlarını velhasıl halkın içinde olan halk ile bire bir ilişkileri olanları bunlardan ayrı göremezsiniz…Ancak bu yakınlık, sadece fiziksel bir mesafe meselesi değildir. Asıl mesele, gönül yakınlığıdır. Eğer yerel yöneticiler halkın sesine kulak vermiyor, ihtiyaçlarını görmezden geliyor ya da kendi çıkarlarını ön planda tutuyorsa, orada hizmet değil; sadece görüntü vardır.Bunları sosyal medyada sık sık görmekteyiz;etkili yetkili kişilerin,atanmışların,seçilmişlerin boy boy fotoğraf çektirmeleri ,sanki bir eser ortaya koymuşlar gibi gündemi işgal etmeleri aslında onları gülünç duruma düşürmektedir.Halk kendisine ne verildiğine bakar.Şilt verdin şilt aldın ona bakmaz. İlgilendirmez de... Bugün birçok yerde yapılan yatırımların, projelerin ya da düzenlemelerin gerçekten halkın ihtiyacına mı yoksa belirli çevrelerin çıkarına mı hizmet ettiği sorgulanmalıdır. Bir park yapılırken çocukların neye ihtiyacı olduğu düşünülüyor mu? Bir yol açılırken o yolu kullanacak insanların günlük yaşamı hesap ediliyor mu? Yoksa sadece “yapılmış olmak için yapılan” işler mi çoğalıyor? Yerel yönetim anlayışı, “ben yaptım oldu” zihniyetinden uzak, “biz istedik, birlikte yaptık” anlayışına dayanmalıdır. Çünkü halkın içinde olmadığı hiçbir proje kalıcı olmaz, benimsenmez ve zamanla anlamını yitirir. Oysa halkın doğrudan katkı verdiği, fikrinin sorulduğu ve sürece dahil edildiği çalışmalar, hem daha verimli olur hem de daha güçlü bir aidiyet duygusu oluşturur. Seçilen veya atanan,geçmişin borçlarını eksikliklerini afişe ederken ,giderken de kendi borcunu eksikliklerini afişe edebilmeli. Halk ile tabanla paylaşabilmeli. Bu etik bir davranış olur. Burada Yerel Basına önemli görevler düşmektedir;tarafsızlığını koruyabilmelidir..Onun bunun emrinde olanlar maalesef halkın sesi olamıyorlar...Sadece bol görüntü vermekten kendi eğolarını tatmin etmekten öteye gidemiyorlar.Bunları yaşayarak görmekteyiz... Şeffaflık da bu sürecin vazgeçilmezidir. Halk, kendisi adına harcanan her kuruşun hesabını bilmek ister ve buna hakkı vardır. Kapalı kapılar ardında alınan kararlar, güveni zedeler. Oysa açık, hesap verebilir ve dürüst bir yönetim anlayışı, toplumu bir arada tutan en önemli unsurlardan biridir. Unutulmamalıdır ki yerel yönetim, bir makam değil; bir emanettir. Bu emanet, kişisel çıkarlar için değil, toplumun refahı için kullanılmalıdır. Çünkü bir yerde halkın menfaati gözetilmiyorsa, orada yapılan hiçbir iş gerçek anlamda hizmet değildir. Sonuç olarak; yerelde olup biten her şeyin merkezinde insan olmalıdır. İnsanı merkeze almayan hiçbir anlayış uzun ömürlü değildir. Halkın sesiyle şekillenen, halkın ihtiyacına göre yön veren ve yine halka hesap veren bir yerel yönetim anlayışı, güçlü bir toplumun en sağlam temelidir. "Fırat'ın kenarında bir kuzu kaybolsa,bundan Ömer bin Hattab kendini sorumlu tutardı" bu görüş bütün yöneticilere örnek olmalıdır."Devletin malı deniz yemeyen domuz" zihniyetinden ahlaksızlığından vazgeçilmelidir. Bu ülke bizim,şehitlerin kanı üzerinde yükselen her karış toprağına şehit kanı olan bu vatan toprağı kutsaldır.Onun üzerinde yapılan her hesap her hareket her iş sorumluluk ister.Kulun bir hesabı varsa Allah'ında bir hesabı olduğunu unutmayalım... Ülke olarak yerelde yaşanılan ahlaki kuralları hiçe sayan haberler bu milletini derinden üzmektedir. Çocuğuna okul harçlığı gönderemeyen babanın ,evde yokluklarla mücade eden annenin ahı sessizdir ama derindir.Sokakta duyulmaz,meydanlarda yankılanmaz;ama bir evin duvarlarına siner,çocukların gözlerinde büyür.Yoklukla mücadele eden bir annenin yükü sadece açlık değildir.;çaresizliktir,uykusuz gecelerdir,"yarın ne yapacağım " korkusudur. Ve bir gün ..O annenin içinden bir ah yükselir.Sessiz ama sarsıcı. İşte o ah,sadece bir sitem değildir.;bir toplumun vicdanına bırakılmış ağır bir yüktür....Ve o ah,er ya da geç yerini bulur.... Saygılarımla Mehmet Ünlü Mayıs 2026

Bu haber 11 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

ANKET

CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİNDE HANGİ PARTİYE OY VERİRSİNİZ











Tüm Anketler

YERELDE OLUP BİTENLER HALKIN MENFAATİNE OLMALIDIR03 Mayıs 2026


RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi