Mut Son Dakika
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

HABER ARA


Gelişmiş Arama

TÜRKLÜK GURUR VE BİLİNCİ YENİ NESLE KAZANDIRILMALIDIR

MEHMET ÜNLÜ

03 Ağustos 2026, 00:20

MEHMET ÜNLÜ

TÜRKLÜK GURUR VE BİLİNCİ YENİ NESLE KAZANDIRILMALIDIR Türklük bilincini yeni nesle kalıcı biçimde kazandırmanın en etkili yolu, bunu sadece sözle değil, yaşantıyla da göstermektir.Tarihine sahip çıkmak,kültürünü yaşatmak,hukuka ve ahlaka bağlı davranmak,bilimde, sanatta, sporda ve üretimde başarı göstermek,birlik ve dayanışma içinde olmak. Türk olmanın vakarını, çalışmamızla, karakterimizle ve eserlerimizle göstermemiz yeterlidir. Bir insanın kimliğini sürekli başkalarına ispatlamak zorunda olduğu söylenemez. Türk olmak da, başka herhangi bir milli kimlik gibi, sürekli savunulması veya kanıtlanması gereken bir durum değildir. Gençler en çok gördüklerinden etkilenir. Bu nedenle, milli değerleri benimsetmenin en güçlü yolu, onları hayatın içinde tutarlı ve olumlu örneklerle yaşatmaktır. “Türklük bilinci, ezberletilerek değil; tarihini bilen, kültürünü yaşayan, diline sahip çıkan ve ülkesi için fayda üretmeyi görev bilen nesiller yetiştirerek güçlenir.” Türklük gururu: Türk milletine mensup olmaktan onur duymak; tarihine, kültürüne, diline ve milli değerlerine saygı göstermek. Türklük şuuru: Türk milletine karşı sorumluluklarının farkında olmak; milli birlik, toplumsal dayanışma ve ülkenin geleceği için bilinçli hareket etmek. Kısacası, gurur bir aidiyet ve onur duygusunu, şuur ise bu aidiyetin gerektirdiği bilinç ve sorumluluğu ifade eder. “Ne mutlu Türküm diyene” ifadesi tek başına ırkçı bir söylem olarak kabul edilmez. Bu söz, Mustafa Kemal Atatürk tarafından 1933’te yapılan 10. Yıl Nutku’nun sonunda söylenmiştir. Bir görüşe göre, söz Türkiye Cumhuriyeti’ne aidiyet duyan ve kendini Türk olarak tanımlayan herkes için kapsayıcı bir vatandaşlık anlayışını ifade eder. Bu yorumda vurgu etnik kökene değil, ortak milli kimliğe yapılır. Türk adının geçtiği ilk kesin yazılı belgeler, 6. yüzyılda kurulan Göktürk Kağanlığı dönemine aittir. Çin kaynaklarında “Tujue”, Türklerin kendi yazıtlarında ise “Türük” adı geçer. Orhun Yazıtları (8. yüzyıl), “Türk” adının geçtiği en önemli Türkçe yazılı belgelerdendir ve Türk tarihinin temel kaynakları arasında yer alır. Birçok tarihçi ise Türklerin kökenini, Orta Asya’da MÖ 1. binyıla, hatta daha eski bozkır topluluklarına kadar götürür. Ancak bu dönemler hakkında kesin ve herkes tarafından kabul edilen kanıtlar sınırlıdır. Bu nedenle, tarihçiler arasında yaygın kabul gören görüş, Türk tarihinin yazılı ve kesin olarak izlenebildiği dönemin 6. yüzyıldaki Göktürkler ile başladığı, Türklerin atalarının ise bundan yüzyıllar önce Orta Asya’da yaşadığı yönündedir. Yazılı ve kesin tarih: Yaklaşık 1.500 yıl öncesine aittir. (6. yüzyıl, Göktürkler). Köken olarak: Orta Asya’da 2.000–3.000 yıl veya daha eskiye uzandığını savunan bilimsel görüşler bulunmaktadır; ancak bunların ayrıntıları konusunda tam bir fikir birliği yoktur. Birçok tarihçi ve düşünür, Türkler hakkında farklı dönemlerde dikkat çekici değerlendirmelerde bulunmuştur. Bunların bazıları doğrulanmış ve yaygın biçimde aktarılan örneklerdir: İbrahim Kafesoğlu:“Türk tarihi, dünya tarihinin ayrılmaz bir parçasıdır.” Zeki Velidi Togan:Türklerin, Asya ve Avrupa tarihinin şekillenmesinde önemli rol oynadığını eserlerinde sıkça vurgulamıştır. René Grousset:Türk ve bozkır kavimlerinin dünya tarihine yön veren en önemli güçlerden biri olduğunu belirtmiştir. Jean-Paul Roux:“Türklerin Tarihi” adlı eserinde, Türklerin çok geniş bir coğrafyada uzun süre etkili olduklarını ve dünya tarihine önemli katkılar sunduklarını anlatır. İlber Ortaylı:Türk tarihinin yalnızca Anadolu’dan ibaret olmadığını; Orta Asya, Balkanlar, Kafkasya ve Orta Doğu’yu kapsayan geniş bir tarihsel mirasa sahip olduğunu sıkça dile getirir. Bu isimlerin değerlendirmeleri, Türklerin tarih boyunca geniş coğrafyalarda devletler kurduğu, farklı kültürlerle etkileşim içinde olduğu ve dünya tarihinde önemli roller üstlendiği yönündedir. La Martine; "Türkler bir ırk ve bir millet olarak yeryüzünün en şerefli insanlarıdır" demiştir.Ne işgalci ne de diktacı olmuşlardır. Dünya tarihinden Türk'leri çıkarırsanız, hiçbir millet kendi tarihini yazamaz. Böyle bir milletin dostu az, düşmanı çok, sorunları derin olacaktır. Türkler, Asya’dan Avrupa’ya uzanan geniş coğrafyada kurdukları devletler, yaptıkları savaşlar, göçler ve medeniyetlerle dünya tarihinin şekillenmesinde önemli rol oynamıştır. Bu nedenle Türk tarihi incelenmeden birçok milletin tarihini tam olarak anlamak ve yazmak mümkün değildir. Anadolu coğrafyası ya güçlü ol dünyayı yönet, ya da tarihin mezarlığında kendine yer beğen olacaktır. Bu yüzden Anadolu hem medeniyetler beşiği, hem de medeniyetler mezarlığıdır. Bugün; "Kudret ve zafer bizlere miras dedemizden" diyen, köklü bir tarihe, zengin bir kültüre, enerjik bir toplum yapısına, stratejik bir coğrafyaya sahip olan Türk milletine mensup olmanın gururunu yaşayarak bunun farkında olan bir gençlik vardır. Milli ve dini değerlerini, cumhuriyet ve demokrasi değerleriyle uzlaştırarak, ekonomik ve siyasal bağımsızlığını güçlendirmeye çalışarak doğunun gönlüne batının aklına sahip bir ülke olma yolunda gayret sarf etmektedirler. Ülkelerine ve ülkülerine bağlıdırlar. Mustafa Kemal Atatürk; "-Dünya üzerinde Türk’ten daha büyük, ondan daha eski, ondan daha temiz bir millet yoktur ve bütün insanlık tarihinde görülmemiştir. -Hayattaki yegâne üstünlüğüm Türk doğmaktır. -Biz doğrudan doğruya milletseveriz ve Türk milliyetçisiyiz. -Eğer bende bazı fevkaladelikler görüyor buluyorsanız bunları sadece ve yalnız Türk olmama, Türklüğüme bağlayınız. -Bu ülke, tarihte Türk’tü, bugün de Türk’tür ve sonsuza dek Türk olarak yaşayacaktır. -Taş kırılır, tunç erir. Ama Türklük ebedidir. -Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur. -Bir Türk, cihana bedeldir. -Ben her şeyden önce bir Türk milliyetçisiyim. Böyle doğdum. Böyle öleceğim. -Türk birliğinin, bir gün hakikat olacağına inancım vardır. Ben görmesem bile, gözlerimi dünyaya onun rüyaları içinde kapayacağım. -Türk birliğine inanıyorum, onu görüyorum. Yarının tarihi, yeni fasıllarını Türk birliğiyle açacaktır. Dünya sükununu bu fasıllar içinde bulacaktır. Türk’ün varlığı bu köhne aleme yeni ufuklar açacak, güneş ne demek, ufuk ne demek, o zaman görülecek. -NE MUTLU TÜRK’ÜM DİYENE!…” Hz.Muhammet “İstanbul mutlaka fethedilecektir. Onu fetheden komutan ne güzel komutan, fetheden ordu ne güzel ordudur” Maide Suresi, 54. Ayet: "Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse bilsin ki, Allah öyle bir kavim getirecektir ki Allah onları sever, onlar da Allah'ı severler..." şeklindeki bu ayetin tefsirinde, bazı büyük alimler (Elmalılı Hamdi Yazır ) İslam'ı koruyup yayan Türk milletine işaret edildiğini belirtmiştir. Hz. Peygamber, "Türkler size dokunmadıkça siz de onlara dokunmayın; zira onlar, kılıçları ehl-i beytimin kılıçlarından başka olan bir kavimdir" veya "Habeşliler size dokunmadıkça siz de onlara dokunmayın. Türkler size dokunmadığı sürece siz de Türklere dokunmayın" buyurmuştur (Ebû Dâvûd, Melâhim 8; Taberânî). “Türk değilim” diyene karşı sakın ısrar etmeyin. Allah'ın bahşettiği şerefi istemeyen kişiye biz zorla şeref verecek değiliz.Ebulfez Elçibey Mehmet ÜNLÜ Ağustos 2026

Bu haber 2 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

ANKET

CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİNDE HANGİ PARTİYE OY VERİRSİNİZ









Tüm Anketler

TÜRKLÜK GURUR VE BİLİNCİ YENİ NESLE KAZANDIRILMALIDIR03 Ağustos 2026


RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi